Kangal’da Mizah

Kangal’da Mizah

nasreddin-hoca  Yaşamın en zor, çaresiz ve

sıkıntılı  anlarında söyleyen bir söz

veya bir cümle bizlerde bir anlık

tebessüm yaratır. Bu sözlerin altında keskin

zeka ve hazır cevaplılık yatar.

Söylenen cümleler halkın

belleklerine öyle yerleşir ki gün-

lük yaşam içinde, anlatılmak

istenen konuyu daha anlaşılır hale

getirmek için bu cümlelerle

vurgulanır.

Bu anlatımlar, (yaşanan

olaylar) zamanla söylene söylene

fıkra haline dönüşür. Hatta o

fıkranın sonundaki söylenen

sözler, deyim haline gelir.

Kangal fıkralarımızda Bektaşi

babasının ince hiciv içeren sözünü

ve Nasrettin Hoca’nın nüktedan

yorumlarının tadını bulursunuz.

İşte yığınla derlenmiş Kangal

fıkralarımızdan birisi;

Karanlık Köyü’nden Pirzo ile

Kangal ağasının çok iyi

diyalogları vardır. Her mecliste,

karşılıklı atışlar ama birbir-

lerinin sözlerini kesinlikle yukarı

almazlar. Orada bulunanlar bu

sohbetten hoş bir vakit geçirirler.

O sohbette Pirzo yoksa hemen bir

kişi yollar çağırtırlarmış.

Yine böyle bir mecliste Kangal

ağası Pirzo’ya sorar,

–          Söyle bakalım Pirzo, İslam’ın

şartı kaçtır?

–          Altıdır ağam.

Kangal ağası bu cevap

karşında kendisinin bildiği şart-

lardan bir tane daha fazla söyleyince

–    Say bakalım

Pirzo başlar saymaya,

–          Savm, Salat, Hac, Zekat,

Kelime-i Şehadet etti beş,

altıncısı da “kış günü evden çıkmamak” .

Kangal ağası bu cevap

karşısında bir an düşünür.

Pirzo’yu Gürün’e “Kervanbaşı”

olarak işe göndereceğini

hatırlayınca, o kış günü kervan

işini iptal eder.

Pirzo söylediği bir kelimeyle o günün

deyimiyle “bir dam boyu

karın yağdığı günler” çileli yolcu-

luğundan kurtulmuş olur.

Bu anlattığımız fıkranın

üzerinden bir asıra yakın bir

zaman geçmesine rağmen hemen

hemen her köyde anlatılır hale

gelmiştir.

Hepimize fıkra tadında  mutlu ve neşeli günler dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir